Turkan Dagdelen kimdir? 2016-12-20T15:47:37+00:00

Türkan Dağdelen kimdir?

"Bazı insanların kaderleri soyadlarında gizlidir. Taşıdıkları soyadları onlara güç verir."

1965 yılında, Ortaca İlçesi’ne bağlı küçük bir köyde doğdu. Çocukluğu hastalık, çeşitli zorluklar, yokluk ve sefalet içinde geçti.

İlerleyen yıllarda babası Almanya’ya işçi gitti ve tüm aileyi yanına almaya karar verdi. 1976 yılında İzmir’den kalkan uçak onu yeni ufuklara ve maceralara götürmüştü.

1988 yılında Bulgaristan’da geçirdikleri trafik kazasında annesini kaybetti.

1994 yılında Dalaman Hava Limanı’nda çalıştı, ancak bir sezon dayanabildi. Özel bir havayoluna hostes olarak alındı. Yeni işine başlamayı beklerken, üç aylığına gittiği İngiltere’den uzun yıllar kaldı.

2000 – 2005 yılları arası sayısız ülke dolaştı. Maldiv’lerdeki tsunami felaketinden son anda kurtuldu. Hindistan’a tatil için gittiğinde, tüm tatilini sokak hayvanlarına harcadı. Kaldığı lüks otele sadece yıkanmak için uğradı.

Yıllar sonra hayalindeki küçük ama sevimli restoranını açmak üzere Ortaca’ya döndü. Türkiye şartlarına alışmaya çalışırken, sokak hayvanlarının gördüğü inanılmaz işkenceler, halk ve belediyeler tarafından yapılan katliamlar onu kahretti.

İnsanların acımasızlığı, merhametsizliği, halkın oyları ile başa gelen belediye başkanlarının beceriksizliği ve basiretsizliği, medeni, çağdaş çözüm olan ‘kısırlaştırma’ yerine, zehirle yapılan katliamlar, çöp gibi toplanıp yaşam alanlarının dışına atılan sokak hayvanlarının dramlarına şahit oldukça isyan etti. Ortaca, Dalyan, Dalaman ve Köyceğiz Belediyelerinin ortaçağdan kalma insanlık dışı zihniyeti onu iyice çileden çıkardı.

O sıralar yaşadığı sokakta, Ortaca Belediyesi, bir anne ve altı yavrusunu zehirle katledilince çaresizlikten tükendiğini hissetti. Asıl çaresizliği, acıyı, hayal kırıklığını ve şoku, sokak hayvanlarının durumunun ülkenin tamamında feci olduğunu anlayınca yaşadı.

Bir kedi, bir köpek, bir kuş derken, farkına varmadan hayatı tamamen başka bir yola saptı.

Bu arada hiç bir icraatı olmayan (HayDos) Ortaca Hayvan Dostları Derneği’ni üzerine alarak hayata geçirdi. Hayatının en büyük düşü olan, portakal bahçesi içindeki restoran hayali artık çok uzaklarda kalmıştı.

Kararlıydı; bir daha ardına bakmadan Tanrı’nın ona açtığı bu kutsal yolda yürüyecekti.

Sayısız eylemler ve protestolar yaptı. Yüzlerce şikâyet dilekçesi yazdı ve hiç yılmadı. Öfke ve üzüntüsünün önüne geçemeyerek, ölü bir köpeği, hayvanları sürekli zehirleyen, çöp gibi dağlara atan, o dönemin Ortaca Belediye Başkanı’nın masasına çarptı. Ormanda yaptığı açlık grevi ise Türkiye genelinde ses getirdi. Sayısını hatırlayamayacak kadar hayvan kısırlaştırdı ve sahiplendirdi. Onları besledi, aç olanları doyurdu. Hastaları tedavi etti.

Defalarca tacize, iftiraya uğradı. Arabasının lastikleri kesildi, aynaları kırıldı. Üç kez kapısını kırıp evine girdiler. Yatağının üzerine zehirlenen bir köpek bıraktılar. Fiziksel saldırılara uğradı. Bütün bunlar onu hiç yıldırmadı.

Kaç kez kaçıp gitmek istese de sessiz dostlarına bir türlü sırtını dönemedi. Bu arada tüm birikimleri yavaş yavaş eriyordu.

Dönemin Ortaca, Dalaman ve Köyceğiz Belediye Başkanları bakım evi kurmak istemiyor ve hayvanları bir şekilde ortadan kaldırıp yok etmeyi tercih ediyorlardı. Kraldan fazla kralcı bir tavırla, dönemin Dalaman Belediye Başkanı “Dalaman’ın allahı benim! Ben ne istersem o olur!” diyor, Ortaca Belediye Başkanı “Ben ite, bite para harcamam.” diye kafasını ceviriyor, Dalyan Belediye Başkanı ise dağlara attırdığı köpekler için “Türkan Hanım, Allah onların rızkını verir, sen rahat ol…” diyerek var olma haklarını yok sayıyordu.

2009 seçimlerine bir yıldan az bir süre kaldığında kararını vermişti. Ya ülkeyi terk edecek ya da bir seçime daha katlanacaktı. Son bir şans olarak tüm umutlarını 2014 yerel seçimlerinde aday olan Hasan Karaçelik’e bağlamıştı.

Bu arada tüm birikimleri eriyip gitmişti. Ani bir kararla yatırım amacı ile aldığı, içinde genç portakal ağaçları bulunan 10 dönüm araziyi yok pahasına sattı.

Tüm zorluklara, olumsuzluklara ve engellemelere rağmen, yok pahasına sattığı portakal bahçesinin parasıyla, bir çöplükten oluşan, HayDos Bakım Evi’ni kurdu. 2014 seçimlerinden hemen sonra, az da olsa, Ortaca Belediye Başkanı Hasan Karaçelik’in desteğini almayı başarmıştı.

Bugün HayDos Bakım Evi’nde 800 kadar mağdur köpek, 170 kadar kedi, bir yaşlı eşek ve bir de katır yaşamını sürdürmektedir.

Tabii her gece HayDos Bakım Evi kapısına ve yakınlarına atılan ve hiç arkası kesilmeyen onlarca ihbardan bahsedilmiyor bile…

(Gül Durulan Turan tarafından kaleme alınan yazıdan uyarlanmıştır. Tam metine buradan ulaşabilirsiniz.)